https://istanbul-fatih34.tr.gg

DİNİ KISSALAR VE YORUMLAR



DİNİ KISSALAR VE YORUMLAR 

FORUM ALACAKARANLKTA İSTANBUL 

ALİ NAHİT YILMAZOĞULLARI
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 

Selamün Aleyküm Kardeşlerim 
Sizlere daha önce radyo proğramında naklettiğim
Bazı kıssa ve yorumları  
Bu forum sitesindede yayınlamak istedim 
Okuyunuz İnşallah

DAĞDA VE ŞEHİRDEKİ İKİ DERVİŞ

" Zamanın birinde
Allah dostu olan
İki kardeş derviş varmış
Bunlardan biri,dağda gezer,çobanlık yapar
Diğeride şehirde demircilik yaparmış.
Dağdaki dervişin kerameti
Sütü çuvala dolduruyormuş
Ve süt çuvaldan dökülmüyormuş
Şehirdekinin kerameti ise
Demiri eliyle dövüyormuş.
Neyse,dağdaki kardeş
Bir gün şehirdeki kardeşi,ziyaret edeyim demiş
Sırtlamış süt dolu çuvalı
Tutmuş şehirin yolunu.
Kardeşinin yanına gelmiş.
Sohbet ettikleri sırada
Demirci dükkanının önünden
Bir kadın geçmekteymiş 
Kadının etek boyu
Ayak bileklerinin biraz üstündeymiş
Şehirdeki kardeş,kadını ve kıyafetini gördüğü halde
Umursamamış ve dönüp tekrar bakmamış bile
Dağdan inen kardeş ise
Dağda gezdiğinden,bu şekilde bir kadın
Daha önce göremediği için
Kadın ve kıyafeti dikkatini çekmiş
Kadın gözden kayboluncaya kadar,arkasından bakmış
O sırada elindeki süt dolu çuvaldan
Sütler yere dökülüvermiş 
Ve hatasını anlamış 
" Dağda derviş olmak kolay
Asıl keramet şehirde derviş olmakta " demiş "

Bizlerde günümüze göre bir hikaye yazarak
Arkasından bir yorum yapalım
" İstanbulda iki kardeş varmış
Birisi,Çarşamba semtinde oturur
Cübbe ve sarık giyer
Fatih camisinde müezzinlik yapar
Müslümanlara'da vaaz edermiş
Diğer kardeş ise
Kadıköy'de oturur 
Blue Jeans giyer
Ateist kızların takıldığı bar'a gider
Kızlar bira içerken
Kendisi bira içmez,meyve kokteyli içer
Kızlara'da islamiyetten bahsedermiş "

Yorum olarak şunu yazalım
Mekan,zaman ve kıyafet,önemli değildir
Önemli olan şey
Müslümanın bulunduğu mekan değil
Kalbindeki iman ve şuur'dur
Müslümanın görevi
Sadece inananlara camide vaaz değildir
Bazende bira içilen yere gidip
Oradaki insanlara'da, inanmayanlara'da
İslamiyeti,bildiği kadarıyla anlatmaktır
Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri
Meyhanede şarap içenlerede
İslamiyeti anlatmıştır
Çünkü,her mekanda islamiyetin olması gerekir
Bunu o mekanlarada taşıma görevi
Müslümanlara aittir
Müslümanların mekan tercihi yoktur
Ve bir mekanda islamiyet yoksa
Bunun hesabı,oraya islamiyeti taşıyamayan
Müslümanlardan sorulur
İslamiyetteki düstur,islamiyeti inananlara değil
Hristiyana'da Ateiste'de anlatmaktır
Meyhanede islamiyeti anlatmaya çalışanın sevabı 
Günaha girmeyeyim diye
Dağda derviş olup,zikirle meşgul olanların
Kazandığı sevaptan daha büyüktür


BAL HİKAYESİ VE İMAM-I AZAM 

Çocuğun birisi
Bal yiyince vücudunda yaralar çıkıyormuş
Ama bir türlü
Bal yemeyi de bırakamıyormuş.
Ailesi, çocuklarının bal tutkusunu önleyebilmek için
Hekimlere gitmişler
Tedbirler uygulamışlar, ama nafile
Sonunda, tavsiye üzerine
Ebu Hanife Hazretlerine gitmişler.
İmam Ebu Hanife, sorunu dinledikten sonra
Çocuğun ana ve babasına
“ Kırk gün sonra gelin” demiş.
Anne ve baba buna bir anlam veremese de
Çaresizlik içinde mecburen geri dönmüşler.
Kırk gün geçtikten sonra
Tekrar, Ebu Hanife Hazretlerinin huzuruna varmışlar.
İmam-ı Âzam
çocukla kısa bir görüşme yaptıktan sonra
“ Bundan sonra bal yeme evlâdım” demiş.
Sonra da çocuğun ailesine dönüp
 “ Tamam, gidebilirsiniz.” demiş.
Anne-baba şaşkınlık içinde.
” Bu mudur yani ” dermişçesine,birbirlerine bakmışlar.
Öyle ya, kırk gün bekleyip de
Sonunda sadece bir cümle duymak
Anlaşılır bir durum değilmiş.
Fakat karşılarıdaki zat da
Devrin en büyük alimi
Sıradan birisi değil ki
Onun dediği gibi yapmışlar
Ve evlerine dönmüşler.
Sonraki günlerde bakmışlar ki
Çocukları artık bal istemiyor
Merak etmişler bunun sebebini.
İmam-ı Âzam’ı tekrardan rahatsız etmişler
“ Efendim, ona bir cümle söylediniz.
Nasıl onu baldan vazgeçirebildiniz
Nedir bunun hikmeti ” diye sormuşlar.
İmam-ı Azam Ebu Hanife
Gülümseyerek şöyle cevap vermiş
“ Kırk gün önce, ben de bal yiyordum.
Bal yiyen birinin, başkasına bal yeme demesi
Etkili olmazdı.
Sizin ilk gelişinizde bal yemeyi kestim
Önce nefsimde denedim bunu.
Kendim bunu bırakmanın,mümkün olduğunu görünce
Sözüm de ona tesir etti. ” demiş

Müslüman odurki ;
Bir kardeşine
İslamiyete uygun olmayan bir şeyin
Hata olduğunu ifade ediyorsa
Yapmaması için tavsiyede bulunursa
Kendisisinde
Aynı hatayı yapmaması 
Yapmaktan vaz geçmesi gerekir
Kendiside aynı hatayı yapıyorsa
Hata olduğunu bilerek
Hatadan vaz geçmiyorsa
Bu hatadan vaz geçilmesini tavsiye etmesi
Hata yapanın üzerinde 
Hiç bir olumlu etkisi olmayacaktır



BAL İLE KARINCA 

Aza kanaat etmeyenlerin
Sonunun ne olabileceğini ortaya koyan
İbretlik bir kıssadır
Bir gün yere bir damla bal düştü.
Küçük bir karınca geldi
Balın tadına baktı ve gitti.

Bal hoşuna gitmişti.
Bir zaman sonra tekrar geldi
Biraz daha yedi.

Gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti
Bir türlü bırakamadı.
Kendini balın lezzetine kaptırdı
Ve bal damlasının içine girdi.

Ancak çıkmak isteyince,buna gücü yetmedi
Debelendikçe daha da battı
Ve balın içinde can verdi.

Karınca biraz bal ile yetinseydi
Elbette ölmeyecekti.
Hikmet ehli der ki
Dünya büyük bir bal damlasıdır.
Kim ondan yetecek kadarıyla iktifa ederse,kurtulur.
Kim de ona dalarsa
Karınca misali battıkça batar
Ve helak olur.


BAL TEFSİRİ VE DUASI 

Bismillahirrahmanirrahim
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.
kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim.
inneke hamidün mecid.
Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.
kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim.
inneke hamidün mecid.


Hazreti Ali (Kerremallahu Vecheh)
bir gün gazadan hanesine geldiğinde
Hz. Ebubekir Sıddık (Allah ondan razı olsun)
Hz. Ömer El Faruk (Allah ondan razı olsun)
Hz. Osman Zinnureyn (Allah ondan razı olsun) gelerek
Hz. Ali’ye “ Gazan mübarek olsun Ey Allahın Arslanı dediler.
Hz. Fatımatüz-Zehra (Allah ondan razı olsun)
onlara ikramen kalaylı bir tas içinde bal getirdi.
balın üzerinde ince bir kıl vardı.
Hz. Ebubekir (Allah ondan razı olsun) kılı almak üzere davrandı.
Hz. Ömer (Allah ondan razı olsun) kılı aldırmadı
ve dedi ki; bizler Hazreti Zişanın vezirleriyiz.
belki Fatimetüz-Zehra bizleri tecrübe için bu kılı koymuştur.
aramızda bu kıl hakkında üçer tevil edelim.
“Münasip değil mi” dedi ve sonra
Hz. Ebubekir (Allah ondan razı olsun) şöyle buyurdular
Namaz kılanın kalbi nurludur bu tastan
Dünya endişesini gönlüne getirmeden
namaz kılmak tatlıdır bu baldan
Namazı tadili erkan üzere
(sünnetlere dikkat ederek) kılmak incedir bu kıldan
Müteakiben Hz. Ömer El Faruk şöyle buyurdular
Misafiri seven hane sahibinin kalbi nurludur bu tastan
Misafirlere ikram etmek
ve gönlünü almak tatlıdır bu baldan
Misafirin kalbi incedir bu kıldan
Hz. Osman da şöyle yorumladı
Alimlerin kalbi nurludur bu tastan
Alimlerle sohbet etmek
ve onları dinlemek tatlıdır bu baldan
Kur’an-ı Kerim’e mana vermek incedir bu kıldan
Hz. Ali Efendimiz de şöyle bir açıklama da bulundu
Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur ba tastan
Cihat edip al kanlara boyanıp
kafirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan
Üzerine kul hakkı geçirmeden
haram yemeden hanesine dönmek incedir bu kıldan
Sonra Hz. Fatıma validemiz de bir yorumda bulundular
Erkeğini hoşnut eden kadınların kalbi nurludur bu tastan
Erine cefa etmeyip güzelce geçinip
kendinden razı etmek tatlıdır bu baldan
Kocasının hakkını yerine getirmek incedir bu kıldan
Sonra Hz. Peygamber Efendimiz de
bu sohbete iştirak ederek şöyle tevil buyurdular
Benim ümmetimin kalbi nurludur bu tastan
Kevser şarabı tatlıdır bu baldan
Şeriatımız (benim yolumdan gitmek) incedir bu kıldan
Bu sohbete, neş’e veren Cenab-ı Rabbialemin
Cebrail Aleyhisselam’ı göndererek buyurdu ki
Senin nübüvvet nurun nurludur bu tastan
Yarın kıyamet günü
mahşer yerinde ümmetine şefaat etmen tatlıdır bu baldan
Sırat köprüsü incedir bu kıldan
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
mübarek ellerini kaldırıp
“Ya Rabbi, bu bal tefsirini okuyana
dinleyene ikiyüz peygamber sevabı isterim ve senden dilerim.”
Diye dua ettiler.
Cihar Yar-i Güzin Efendilerimiz de “Amin” dediler.
Cenab-ı Allah’dan şöyle nida geldi
“Ya Habibim
senin ümmetinden her kim bu bal tefsirini üzerinde taşır
 okur, okutur, yazar, yazdırır ve din kardeşlerine hediye ederse
İzzet ve Celalim hakkı için
ben de o kuluma ikiyüz peygamber sevabı veririm.”
Diye buyurdular.
Peygamber Efendimiz de dedi ki : 
“ Benim ümmetimden her kim bu bal tefsirini
kendisine evrad edinip üzerinde taşır
her gün okur veya dinlerse
ve burda bahsedilen ahlaklarla ahlaklanmaya çalışırsa
katiyyen dünya darlığı görmez
fakru zarurete düşmez
ölürken hüsnü şehadetle ölür
ahirete iman ile gider
ve gelecek kaza ve musibetlerden
kendisini Cenab-ı Hak muhafaza eder.”